TARİH KOKAN ŞEHİRLER Önce Görelim Sonra Gezelim...


Karadeniz Sözleri

Güzel Sözler

İlginç Bilgiler

Burçlar Astronomi

Cuma Mesajları

 

 

 

 

 ⬇ ⬇ REKLAM VAR BURDA ! ⬇ ⬇




KARADENİZ BÖLGESİNE ALTERNATİF TURİZM POTANSİYELİ AÇISINDAN BAKIŞ

 Karadeniz Bölgesi

Karadeniz Bölgesi Türkiye’nin kuzeyinde yer almaktadır. Bölge doğuda Gürcistan sınırına ve batıda Sakarya ovası ve Bilecik’in doğunsa kadar uzanır. Karadeniz bölgesi Türkiye yüzölçümünün %18 ini oluşturmaktadır. Doğu-batı boyunca en uzun olan bölgedir. Bölge, batıdan doğuya doğru yaklaşık 1400 km. uzunluğa, kuzey-güney istikametinde ise 100-200 km arasında değişen genişliğe sahiptir.


 Karadeniz Bölgesinde Turizm

UğurluNet

Karadeniz Bölgesi yaz mevsimi süresinin az yaşandığı ve bol yağış almasından dolayı deniz-kum-güneş turizminin yeterince tatmin edici olmadı görülmektedir. Karadeniz Bölgesinin turizm potansiyelinin başında doğal güzellikleri gelmektedir. Karadeniz hem sahil boyunca hem de iç kesimlerinde çeşitli ağaç türlerini barındırmaktadır ve eşsiz manzaralara sahiptir.

            Deniz Turizmi

İnsanların yorucu hayat şartları ve gürültülü, kalabalık ortamdan sıyrılıp kafalarını dinlemek ve streslerini atmak için ve denizin sağladığı imkânlardan faydalanmak için tercih ettikleri turizm çeşididir. Deniz-kum-güneş üçlüsü bu turizm çeşidi için büyük bir çekiciliğe sahiptir. Ancak, Karadeniz Bölgesinin bu turizm potansiyeli maalesef diğer bölgelere bakıldığında yeterince gelişmediği görülmektedir. Bunun temel sebeplerinden deniz suyunun sıcaklığı ve güneşlenme süresi, denizden faydalanma süresinin diğer bölgelere göre daha az olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenlerden dolayı Karadeniz Bölgesinde Deniz turizmi sadece o bölgede yaşayan insanlar için kısa vadeli bir alternatif olarak kalmaktadır.

          Kış Turizmi

Kış turizmini tanımlayacak olursak genellikle temelinde kayak ve kış sporlarını barındıran buna uygun olarak karlı ve eğimli alanlara yapılan gezileri, barınma ve diğer hizmetlerden yararlanmayı kapsayan faaliyet ve ilişkilerin bütünü olarak tanımlanmaktadır . Kış turizmi genellikle yoğun kar yağışlı ve orta yükseklikte eğime sahip olan bölgelerde yaygın olarak yapılan turizm faaliyetidir. Bu nedenle Karadeniz Bölgesi de bu özellikleri içinde barındırdığı için kış turizmine açık bir konumdadır.

Kış turizminde temel olan elverişli koşulların sağlanması ile birlikte var olan doğal kaynakları bir turistik ürün olarak tasarlayıp turizm faaliyeti olarak kazandırılmasıdır. Kış turizmiyle bağlı olup ve en önemli ürünlerinden birisi de kayak sporudur. Kayak sporu birçok kişinin sevdiği ve beğenerek yaptığı ve kişilerde bağımlılık yapan kayak sporu bu kişilerin tatil anlayışlarını kış turizmine doğru yönelmelerini sağlamaktadır.

Son yıllara baktığımızda kış turizminde görülen canlanmayla birlikte bu turizme gözle görülür yatırımlar yapılmaktadır. Kış turizmine açık bölgelerde kayak sporuna yönelik alanlar yenilenmekte ve kayak alanı olmayan yerlere de tesisler inşa edilmektedir.

Bu bağlamda bakıldığında Karadeniz Bölgesi gerek iklim koşulları gerekse coğrafi koşullarından dolayı kış turizminin ve kış sporlarının gelişmesine açık bir bölgedir. Karadeniz Bölgesinde yer alan Bolu Kartalkaya, Gümüşhane Zigana, Kastamonu Ilgaz, Trabzon Çakırgöl, Rize Ovit, Samsun Akdağ, Artvin Kafkasör gibi alanlar bölgenin başlıca kış turizmi ve kış sporları merkezleridir.

            Sağlık Turizmi

Geçmişten günümüze baktığımızda sağlık turizmi insanların sağlıklarını korumaları ya da kaybettikleri sağlık koşullarını tekrar kazanmaları için gittikleri yerlere yapılan seyahatleri sağlık turizmi diye tanımlamaktayız.  Diğer bir tanımla turistlerin sağlıklarını koruyabilmek için satın aldıkları kaplıca ve doğal kaynaklara sahip hizmet faaliyetidir.

Günümüzde de bakıldığında sağlıklı yaşam koşullarının ve lüks tüketimin ön planda olduğu daha ayırt edici ürün ve hizmet talep eden tüketicilerin farkında olan yenilikler, resortlar tarzında SPA merkezleri geliştirilmeye başlanmıştır. Temel olarak kişi isteklerini, kişisel sağlık açısından yararlı olacak ürün ve hizmetlerin satın alınması olduğundan, sağlık turizmi birçok değişik şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Buna bağlı olarak farklı şekillerden bazıları, kaplıca turizmi, kür turizmi, zayıflama turizmi, tedavi turizmi, içmeler turizmi olarak isimlendirilmektedir.

Sağlık turizmiyle ilgili olarak Karadeniz bölgesinde kaplıca ve termal kaynakları yerel halk hem günübirlik hem de hafta sonları giderek bu imkânları kullanmaktadırlar. Artvin’de bulunan maden suyu, beş içme ve üç kaplıca bulunmasının yanı sıra bir kısmında da tesisler bulunmaktadır. Çoraklı ve Balcı köylerindeki kaplıcalarda otel ve havuz bulunmaktadır. Giresun ilinde bulunan dört maden suyundan sadece biri şişelenip çevre illere dağıtılmaktadır.

Rize ilinde bulunan Andon içmesinin suları bağırsak hastalıklarına iyi gelmekte bunun yanında burada dört madensuyu ve Çamlıhemşin’deki Ayder Kaplıca Merkezinde otel, havuz ve banyo bulunmaktadır. Orta Karadeniz bölümünde Ordu ve Samsun illerinde sağlık turizmi açısından oldukça iyi bir potansiyele sahiptir. Samsun iline bağlı Havza ilçesinde sağlık turizmine yönelik faaliyet gösteren dört yıldızlı bir tesis bulunmaktadır.

            Yayla Turizmi

UğurluNet

Geleneksel olarak yaylalar hayvanları otlatmak için yazın çıkılan ve daha serin bir ortamda insanların yaşamlarını sürdürdükleri yüksek yerlerdir. İnsanların kent yaşamının ve iş hayatının stresi altında kalabalık ve gürültülü yerlerden uzak, sessiz ve sakin yeşil doğa ortamını tercih etmeye başlamışlardır. Bundan dolayı turizm literatüründe yeşil turizm diye adlandırılan yeni bir turizm türü yani “yayla turizmi” gündeme gelmiştir. Yaylalar, günümüzde büyük anlamda dinlenme yerleri olarak ve alternatif turizm kapsamında ikinci konut alanları olarak değerlendirilmektedir.

Son yıllara baktığımızda ülkemizde deniz turizminin yanı sıra yaygın olarak dağ ve yayla turizmi gelişme göstermektedir. Ülkemizin yayla yapılarına bakıldığında 2000’li yıllarda bozulmamış ve kendisini koruyan yapısıyla otantik yaşam biçimi sunan tabiat varlığı olarak değerlendirilebilir. Karadeniz bölgesinde bulunan en ünlü yaylalar Toros Dağları eteklerinde ve Doğu Karadeniz bölgesinde yoğunluk göstermektedir.

          Av Turizmi

Av turizmi düşünüldüğünde ilk olarak çevreciler açısından itici bir alan olarak görülse de bilinçli avcılık, düşünüleni doğa tersine yaşamın sürdürülebilirliğini arttıran, tarım ve doğal denge açısından zararlı popülâsyonları dengeye sokarak çok daha etkileyici zararların ortaya çıkmasını engelleyen, yurt dışından önemli derecede gelir getirilmesini sağlayacak kapasitede, uluslararası kabul görmüş bir spordur. Avcılık, kırsal alanda istihdam yaratma etkisinin yanı sıra yasal avcılığın yaygınlaştırılması açısından ciddi bir gelir anlamını da taşımaktadır. Doğa sporlarından, macera tutkusunu da geliştirmekte olan av sporları, uluslararası talebi olan, öncelikle yüksek gelir gruplarına hitap eden ve hizmet veren bir spor dalı olarak da yaygın kabul ve destek görmektedir. Türkiye gerek coğrafi yapısı gerek elverişli ve uygun koşullara sahip olmasından dolayı av turizminin yapılması ve geliştirilmesi konusunda elverişli bir konumdadır.

Av turizmi tanım olarak; “avcıların sürekli yaşadıkları yer dışındaki bir bölge veya ülkede avlanmak, dinlenmek ve spor yapmak amacı ile yaptıkları geçici seyahat ve konaklamalarından oluşan, gidilen ülke ve bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayan bir turizm türüdür.” Av turizmine açılacak olan avlanma alanları, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilir ve ilan edilmektedir

            Mağara Turizmi

Çeşitli jeolojik nedenlerle doğal olarak oluşmuş veya insanlar etkisiyle değişik amaçlar çerçevesinde sığınak, barınak, ibadet yeri, depo vb yapay olarak oluşturulmuş kaya oyuklarına mağara (obruk) denilmektedir. Ülkemizin hemen hemen her bölgesindeki yer alan mağaralardaki çeşitlilik ve zenginlik görsel amaçlı ya da sportif amaçlı olarak mağara turizmi açısından büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Turizm sektörüne katkı sağlamak ve turizm hareketliliğinde kullanılmasına karar verilen mağaraları, gelişi güzel kullanıma açmak, mağaranın ve mağara içi şekillerin geri dönüştürülemeyecek şekilde tahrip olmasına ve ziyaretçilerin güvenliğini etkileyecek büyük riskler doğmasına yol açar. Bu çerçevede bakıldığında gerek mağaranın korunması ve ziyaretçilerin güvenliklerinin sağlanması ve gerekse işletme kalitesini sürekli hale getirerek en verimli bir şekilde değerlendirmek için, birçok düzenlemeyi içeren “Mağara Uygulama Projesi” nin hazırlanması gerekmektedir.Türkiye’de yaklaşık 20.000 den fazla mağaranın bulunabileceği öngörülmektedir.

              Kuş Gözlemciliği

Kuş gözlemciliği temelde kuşların yaşam alanlarını, yaşam biçimlerini tanımayı sağlayan bir gözlem sporudur. Kuş gözlemciliği, turizm türü olarak kullanılmadan önce; pek çok kişinin ilgilendiği ve severek yaptığı bir hobi olarak bilinmekteydi. Kuşlar, her yerde gözlemlenebilmektedir; parkta, ormanlarda, bozkırlarda, dağlarda, akarsularda, göllerde veya sulak alanlarda. Fakat gözlemleme etkinliğinin kuşların doğal ortamlarında yapılması durumunda bir turizm türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kuş gözlemciliğini mevsime veya zamana yaymak doğru değildir çünkü belli bir zamanı bulunmamaktadır. Çevre koşullarına son derece duyarlı ve hassas olan kuşlar; orman kaybının, sulak alan tahribatının ya da fazla tarım ilacı kullanmanın etkileri gibi konuların önceden habercisi olduklarından kuş gözlemciliği, sağlıklı ve kapsamlı bir çevre koruma stratejisinin de işlevleri arasındadır.  Kuş gözlemcileri, doğayı seven, ona saygı duyan, eğitimli ve yüksek gelire sahip kişilerdir. Kuş gözlemcileri özellikle turist sezonu dışındaki zamanlarda ya da hiçbir diğer turistik çekiciliği olmayan bölgeleri ziyaret ederler. Ülkemizin kuş çeşitliliği açısından zengin olmasının en önemli nedenleri, zengin sulak alanlara sahip olması ve kuş göç yolları üzerinde bulunmasıdır. Türkiye’de kuş gözlemciliği son yıllara bakıldığında dünyadaki gelişmelere paralel olarak hızla yayılmaktadır. Türkiye’deki toplam kuş türlerinin sayısı Avrupa’nın tamamında bulunan kuş türleri kadardır.

Karadeniz Bölgesi’nde yer alan önemli kuş göç yolları Sarıkum Gölü, Kızılırmak Deltası, Yeşilırmak Deltası, Doğu Karadeniz ve Çoruh havzaları (Akkuş Adası) ve Doğu Karadeniz Dağları’dır .

Sarıkum Gölü:

İl: Sinop

İlçeler: Sinop Merkez

Yüzölçümü: 785

Rakım: Deniz seviyesi Koruma: Var

Başlıca Özellikleri: hafif tuzlu göl, orman

Kuş Türleri: Dikkuyruğun da bulunduğu büyük sayıda kışlayan sukuşu  sayesinde önemli kuş alanları statüsü kazanır.

 Kızılırmak Deltası:

İl: Samsun

İlçeler: Ondokuzmayıs, Bafra, Alaçam Yüzölçümü: 16110 Rakım:

Deniz seviyesi Koruma: Var

Başlıca Özellikleri: Tatlısu gölleri, bataklık

Kuş Türleri: epeli pelikan (6 çift), erguvani balıkçıl (500 çift), kara leylek (50 çift), kaşıkçı (75 çift), boz ördek (200 çift),

Yeşilırmak Deltası:

İl: Samsun

İlçeler: Terme

Yüzölçümü: 3000

Rakım: Deniz seviyesi Koruma: Var

Başlıca Özellikleri: tatlısu gölleri, kumullar

Kuş Türleri: Alacabalıkçıl (30 çift) ile kışlayan Macar ördeği  ve kadife ördek popülâsyonlarıyla önemli kuş alanları statüsü kazanır.

Akkuş Adası:

İl: Ordu

İlçeler: Perşembe

Yüzölçümü: 2

Rakım: 0-20 m Koruma: Yok

Başlıca Özellikleri: kayalık kıyı adaları

Kuş Türleri: Tepeli karabatak (90 çift) popülasyonuyla önemli kuş alanları statüsü kazanır.

Doğu Karadeniz Dağları:

İl: Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Erzurum, Artvin İlçeler: Önemli kuş alanları içinde 32 ilçe bulunmaktadır.

Yüzölçümü: 1230000

Rakım: 0 – 3932 m Koruma: Kısmen

Başlıca Özellikleri: Orman, dağ, göç geçidi

Kuş Türleri: Sakallı akbaba (20 çift), kızıl akbaba (20 çift), kara akbaba (10 çift), kaya kartalı (10 çift), huş tavuğu (tüm Türkiye popülâsyonu bu önemli kuş alanları içinde bulunur) ve ürkeklik popülâsyonlarıyla önemli kuş alanları statüsü kazanır. 1993 yılında yapılan bir araştırmada önemli kuş alanları sınırları içinde kalan yedi bölge incelenmiş, bunların altısında toplam 134 erişkin erkek huş tavuğu tespit edilmiştir.

 Akarsu Turizmi

Akarsu turizmi, akarsularda yapılan turizm amaçlı sportif aktiviteleri içeren faaliyetlerin tümü şeklinde tanımlanabilir. Akarsu turizmi denildiğinde akla her ne kadar doğal güzellikler, bot gezileri gibi etkinlikler gelse de, öncelikle akarsularda yapılan rafting, kano ve akarsu kayağı gibi spor türleri kastedilmektedir. Bu spor çeşitlerinden en fazla ön plana çıkanı ise raftingdir. Bireysel olarak sergilenmiş çabalarla geliştirilen akarsu sporlarının kitlelere yayılması rafting ile sağlanmıştır. Rafting, raft olarak isimlendirilen botlarla, debisi yüksek nehirlerde yapılan bir akarsu sporudur. Raftingin amacı, 6 veya 8 kişilik gruplar halinde, belirli ekipmanlar kullanılarak ve belirli ekip halinde doğayla mücadele etmek ve üzerinde bulunulan raftı devirmeden, sadece kürek ile bota yön vererek kayalar ve engeller arasından geçirmektir. Bu spor; modern çağda gün geçtikçe yalnız kalan, bireyselleşen insanlar arasındaki rekabet ortamında başarılı olabilmek için,“ekip çalışması’nın’’ önemini göstermesi açısından önem arz etmektedir.  Türkiye’de akarsular, doğal ve kültürel özellikleri bakımından farklı özellikler sergileyerek değişik rekreasyonel kullanım imkânları sunmaktadır. Akarsuların büyük kısmı akarsu turizmi için çok elverişlidir. Karadeniz Bölgesi’nde akarsu turizmi için uygun akarsular Çoruh Nehri, Altıparmak-Barhal Çayı (Artvin) ve Fırtına Deresi (Rize)’dir.

          Doğa Turizmi

Doğa turizmi genel anlamda, doğal mekânlara yapılan gezi ve seyahatleri ifade etmektedir. Manzara bütünlüğü, topografya, su, vejetasyon ve yaban hayatı gibi doğal kaynakların kullanımı gibi bütün turizm çeşitlerini kapsamaktadır. Doğaya dayalı turizm, kırsal alanlarda yapılan rekreasyonel ve macera türü spor faaliyetlerini kapsamaktadır. Tabii değerlerin bütününü içine alan doğa turizminde; doğa ile baş başa olma, yabani alanları ve hayvanları gözleme, manzara seyretme, kırsal alanlardaki doğal yaşamın gerçeklerine şahit olmak, spor, dinlenme, gezi ve kamp kurma vb. faaliyetler turistik aktivitelerdeki temel amaçlardır.  Doğa turizminin temelini oluşturan bazı noktalar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi “doğal çevrenin sürdürülebilirliği” kavramıdır. Doğa turizminin sürdürülebilir bir konuma gelmesi için bu kavrama özenli bir şekilde uyulması gerekmektedir. Özellikle doğa turizminden gelir getirecek olan bölge halklarının, sahibi ve bekçisi oldukları doğal ve kültürel zenginliklerin farkına varmaları ve sadece bunları koruyarak, insanlığa ve kendilerine fayda sağlayacaklarını kavramaları gerekmektedir.

Karadeniz Bölgesi’nin turizm değerleri incelendiğinde hala bozulmamış bir doğaya ve zenginliklere sahip olduğu görülmektedir. Bunun neticesinde değişen turizm anlayışına kolaylıkla cevap verebilecek durumdadır.

       İnanç Turizmi

Kutsal yerlerin ve bu dinlere mensup turistlerce ziyaret edilmesinin, turizm kavramı çerçevesi içerisinde değerlendirilmesi “inanç turizmi” olarak tanımlanmaktadır. Bütün dinlerin öncüleri, dini mekânların, kutsal şehir ve tapınakların inananları tarafından ziyaret edilmesini şart koyarken, aynı zamanda ekonomik bir hareket başlatmışlardır.

Bunun sonucunda, günümüze kadar geçen süreçte, bu şehir ve tapınakların bulunduğu ülkeler, bu ziyaretlerden sürekli fayda ve gelir elde etmişlerdir.

Temel olarak inanç, ticareti yapılan yada alınıp satılan bir ürün değildir. Fakat insanların inançlarının gereği olarak “hacı” olmak, kutsal yerleri görmek, manevi tatmine ulaşmak için seyahat ettikleri bilinen bir gerçektir. Bunun yanında bu yerler yalnızca inananları tarafından değil, meraklıları tarafından da ziyaret edilerek tur organizasyonları içinde de kendine yer bulmaktadır. Bunun neticesinde, özellikle Budizm ve Hinduizm kendi din ve kültürlerini turizm amaçlı olarak pazarlama konusunda daha hoşgörülü olan dinlerdir.

Türkiye’nin inanç turizmi açısından önemini kısaca açıklamak ve örneklendirmek istersek; Türkiye Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde havarilerin ve önemli dini şahsiyetlerin Anadolu’da yaşamış olması ve bu dinin yayılmasına bu topraklardan yayılmaya başlamasından dolayı önemli bir merkezdir. Ülkemizdeki pek çok alan (Efes, _İznik, Antakya, _İstanbul, vb.) bu dinin inananları tarafından kutsal sayılmaktadır. Bununla birlikte, semavi dinlerin ilki olan Musevilik dini ve tarihi, bilindiği gibi Hz._İbrahim ile başlamaktadır. Hz. _İbrahim ve onun soyundan gelen peygamberler Şanlıurfa’da yasamıştır. Bu yüzden Şanlıurfa’ya “ Peygamberler Şehri” denilmektedir. Bu özelliğinden dolayı Urfa Şehri inanç turizmi açısından önem taşıyan bir merkezdir.

Karadeniz Bölgesi’ndeki önemli inanç turizmi merkezleri ise şunlardır

 

Hamamlı Kilise (Artvin): Artvin il merkezine bağlı Hamamlı köyündedir. İl merkezine 32 km uzaklıkta olan kilise, Bağdatlı I. Sembat tarafından 923-958 de yaptırılmıştır. İşlemeli ve kapısındaki özelliğini günümüze kadar koruyabilmiş “güneş saati” ile etkileyici bir mimariye sahiptir.

İşhan Kilisesi (Artvin): Yusufeli ilçesinin 11 km. doğusunda, Dağyolu (İşhan) köyündedir. 1008 yılında yapılan kilise, 1549 yılında Osmanlılar tarafından camiye çevrilmiştir. Kesme taştan yapılmış olan kilise kapısının üzerindeki yazıtı geometrik kabartmalar çevrelemektedir. Pencere kenarlarındaki süslemeler arasında yer alan ejderha ile aslanın boğuşmasını tasvir eden kabartma ilginçtir. Konik bir yapıya sahip olan kilise, orijinal halini korumaktadır.

Cevizli Kilise (Şavşat): Şavşat İlçesinin 6 km kuzeydoğusunda, Cevizli köyündedir. Bagratlı beylerinden AşutKukh tarafından 899-914 yıllarında yaptırılmıştır. AşutKukh’un mezarı bu kilisenin yanındadır. Bir Gürcü yapısı olan Cevizli Kilisesinin, dış yüzü sütun ve kabartmalarla süslenmiştir. Kuzeyindeki pencerelerin üzerinde İsa Peygamberin kabartması vardır. Kilisedeki koç başı kabartmaları ve çatısındaki koç başı heykelleri Bagratlıların, koçun kutsal sayıldığı Oğuzlara sempati duyduklarını göstermektedir.

Köprülü Kilise (Şavşat): Şavşat ilçesinin 7 km. kuzeybatısında yer alan Köprülü köyündedir. Bölgedeki kiliselerin merkezi sayıldığı tahmin edilmektedir. Kıpçaklı beylerinden Zor Tana tarafından yaptırılan kilisenin bugün yalnızca kalıntıları vardır.

Ayasofya Kilisesi (HaghiaSophia Kilisesi-Merkez): Trabzon’un batı yönünden 2 km uzaklıkta bulunan bir manastır kompleksi içinde yer almaktadır. Trabzon’daki Komnenos Devleti krallarından I. Manuel zamanında 1238-1263 yıllarında yapıldığı kabul edilmektedir. Kuzeydeki dört sütunlu ve üç apsisli şapel yapıdan daha eskidir. Trabzon Ayasofya’sı bölgenin son Bizans devri yapılarının en önemlilerindendir

St. Anna Kilisesi (Küçük Ayrasıl Kilisesi-Merkez): Trabzon’da Maraş Caddesi üzerinde bulunan kilise, şehrin en eski kiliselerinden biri olup, üç nefli bir bazilikadır. Giriş kapısında bir Bizans kabartması ile 884-885 tarihinde I. Basil zamanına ait onarım kitabesi bulunmaktadır

Santa Maria Kilisesi (Merkez): Kilise, Sultan Abdülmecid’in emriyle 1869-1874’de Trabzon’a gelen yabancıların yararlanması için yapılmış olup, işlevini günümüzde de sürdürmektedir. Zengin süslemeleri, kuzey ve batı duvarlarındaki St. Andrew, St. Peter ve St. Eugenius betimleri ile ilgi çeker.

Sumela Manastırı (Meryem Ana Manastırı-Maçka): Maçka ilçesinin 17 km güneyinde, Meryem Ana Deresi vadisinde ve vadi tabanından 250 m yükseklikte, duvar gibi dik bir yamacın ortasındaki bir mağara içerisinde inşa edilmiştir. Zigzaglar çizilerek yapılan zorlu bir tırmanıştan sonra ulaşılan noktadaki muhteşem manzara, bütün zahmete değecek niteliktedir. Manastırın ilk kuruluşuna dair muhtelif rivayetler vardır.

Santa Kiliseler Grubu (Dumanlı-Merkez): Geçmişte önemli bir yerleşme yeri olan Santa (bugünkü adıyla Dumanlı) yerleşimi Gümüşhane’ye 45-50 km mesafede bulunmaktadır.

Nasrullah Kadı Külliyesi: Cami, Kastamonu merkezinde aynı adla anılan meydandadır. Şehrin adıyla bütünleşmiş, sembol haline gelmiş bir eserdir. Bakan gözleri okşayan mimari güzelliği ve heybetiyle Osmanlı’nın bu toprağa vurulmuş silinemez bir mührü; şehrin en güzel yerine sahip olması hasebiyle ecdâdınmâbede verdiği değerin bir simgesi ve asırlardır canlılığını muhafaza eden sosyal bir merkezdir. Çevresinde bulunan medreselerle birlikte ilim ve kültür tarihimizde vazgeçil­mez bir mevkie sahip olan Nasrullah, aynı zamanda ilin en büyük, en mamur ve en çok cemaati olan camiidir. Sultan II. Bayezid Döneminde Nasrullah Kadı tarafından 1506 yılında yaptırılmış, Reisü’lküttab Hacı Mustafa Efendi tarafından 1746 yılında tamir edilmiş, aynı zamanda bir kütüp­hane ve bir de medrese ilave  edilmiştir. Cami çevresinde bulunan Münire, Nu’mâniyye, Tevfikiye ve Merdiyye medreseleri, kütüphane ile şadırvanların her biri birer sanat âbidesidir.

Şeyh Şa’bân-ı Veli (Şucaüddîn, Hz. Pîr) Külliyesi: Hisarardı Mahallesi, Gümüşlüce Caddesi üzerinde cami, türbe, kütüphane, dergâh konakları ve şadırvandan oluşan külliye, ihata duvarı ile çevrilidir. Halkın yoğun ilgisi sonucu diğer isimler pek kullanılmamakta, “Hz. Pîr” denilince akla bu semt gelmektedir. Yerli ve yabancı herkesin etkilendiği, saygı duyduğu bu muhit daha çok manevî havası ile halk üzerinde etkilidir.

Mevcut cami 1580 yılında Sultan III. Murad’ın Hocası ve mürşidi olan Şucaeddin Efendi tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Caminin ilk banisi Seyyid Ahmet Sünneti Efendidir. Caminin kıble tarafında medfundur.

Duvar kalınlığı 160 cm. olup doğu ve batı duvarlarında birer halvet odası bulunmaktadır. Ayrıca ikinci katın arka bölümünde de sırayla halvet odaları vardır.

Şa’bân-ı Velî Külliyesi’nin en önemli unsurlarından birisi türbedir. Türbe, kapıdaki kitâbeden anlaşılacağı gibi 1020/1611 yılında yapılmış olup herkese açık bir ziyaretgâhtır. Şeyh Şa’bân-ı Veli’nin dilden dile dolaşan menkıbelerini duyan herkes, maddî ve manevî bakımdan huzur bulabilmek amacıyla dergâha gelmektedir.

Gökmedrese Cami (Merkez): Selçuklu valilerinden Torumtay’ın (1267) Amasya’da yaptırdığı kabul edilen Gökmedrese Cami, belirli şekilde derinliğine uzanan, kubbe ve tonozlarla örtülü, üç nefli bir yapıdır. Kesme taş mimarisi, olgun nispetleri ve sade süslemeleriyle ağırbaşlı ciddi bir üsluptadır. Caminin çok uzun olan giriş bölümü medrese olarak kullanılmıştır.

Burmalı Minare Cami (Merkez): Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Vezir Ferruh ve kardeşi Haznedar Yusuf tarafından 1237-1247 yıllarında yaptırılmıştır. Girişin sol tarafındaki cepheye bitişik sekizgen biçimli klasik Selçuklu kümbeti ve sonradan eklenmiş burmalı minaresi caminin belirgin özelliklerindendir.

Sultan II. Bayezit Külliyesi (Merkez): Sultan II. Beyazıt adına 1485-86 yılında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret türbe ve şadırvandan oluşmaktadır.

XV. yüzyılın son çeyreğinde yapılan, yan mekanlı (L planlı) cami mimarisinin gelişmiş son örneğidir. Caminin iki minaresi vardır. Batıda medrese, doğuda imaret ve konukevi vardır. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir

Meydan Cami (Merkez): Sultan II. Beyazıt’ın annesi Gülbahar Hatun adına yaptırılmış olan cami, kayıtlarda Hatuniye Cami olarak geçer. Meydan Mahallesinde adını aldığı geniş bir alanda 1474 yılında yaptırılan cami, 1939 ve 1943 yılı yer sarsıntılarında büyük hasar görmüştür. Halkın ve devletin yardımlarıyla restore edilen ve 1953 yılında ibadete açılan Meydan Cami, Tokat’ta yapılan en güzel Osmanlı eserlerinden biridir.

            Kültür Turizmi

Doğal ve kültürel mirasın korunması, 2000’li yıllarda dünya kamuoyunun en çok dikkatini çeken konulardan biri olup, birçok uluslararası kuruluşun çalışmalarının temelini oluşturur duruma gelmiştir. Bunun sonucunda gelinen nokta doğal ve kültürel çevrenin korunması artık, insan hakları ile birlikte değerlendirilmeye başlanmıştır(Uluçeçen,2011). Turizm olgusu içerisinde yeni bir alan olan kültür turizmi, parasal getirinin yanı sıra kültürel mirasların korunması açısından önemli bir yere sahiptir. Ancak kültürel değerlerin yalnızca ticari gelir olarak ele alınması kültür turizminin uzun vadede karşılaşacağı bir tehlike olarak görülmektedir.

Kültür turizminin tanımını Öztürk ve Yazıcıoğlu102; bireylerin kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sürekli oturdukları yerden, yeni bilgiler ve deneyimler kazanarak kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu amacı karşılayabilecek yerlere seyahat etmesi olarak tanımlamışlardır. Kültür turizmini geliştirmek için öncelikle yerli ya da yabancı turistlerin isteklerini ve ihtiyaçlarını iyi analiz etmek gerekmektedir.

Türkiye’nin turizm kaynakları ve kültür turizmine açık alanları göz önünde bulundurduğumuzda ülkemizin tamamını kapsayan bir kültürel mirasa sahip olduğunu görmekteyiz.

2015 yılı itibariyle Dünya genelinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı 1031 kültürel ve doğal varlık bulunmakta olup bunların 802 tanesi kültürel, 197 tanesi doğal, 32 tanesi ise karma (kültürel/doğal) varlıktır. Ülkemizin, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğu altında yürüttüğü çalışmalar neticesinde bugüne kadar UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 15 adet varlığımızın alınması sağlanmıştır.

Bu varlıklardan;

İstanbul’un Tarihi Alanları [1985]

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) [1985]

Hattuşa (Boğazköy) – Hitit Başkenti (Çorum) [1986]

Nemrut Dağı (Adıyaman – Kahta) [1987]

Xanthos-Letoon (Antalya – Muğla) [1988]

Safranbolu Şehri (Karabük) [1994]

Troya Antik Kenti (Çanakkale) [1998]

Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) [2011]

Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) [2012]

Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) [2014]

Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa) [2014]

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri (2015)

Efes (2015)

Kültürel olarak;

Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) [1985]

Pamukkale- Hierapolis(Denizli) [1988]hem kültürel, hem doğal miras olarak listeye alınmıştır.

Karadeniz Bölgesine baktığımızda da bütün il ve ilçelerinde turist çekici birçok tarihi ve kültürel eserler bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesi illerinde ve ilçelerinde var olan kültürel ve tarihi miras olarak genellikle camiler, hanlar, kaleler, eski kilise kalıntıları, dereler üzerindeki taş köprüler görülmeye değer tarihi, dini ve kültürel turizm unsurlarıdırlar.

        Karadeniz Bölgesindeki kültürel ve tarihi değerleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Artvin: Bu ilde; Artvin Kalesi, Ardanuç Kalesi, Demirkent Kalesi, Tukharis Kalesi, Söğütlü Kalesi, Ferhatlı Kalesi, Köprügören Kalesi, Civarhisar Kalesi, Okumuşlar Kalesi, Sarıbudak Kalesi, Barhal Kilisesi, Cevizli Kilisesi, İşhan Kilisesi, Hamamlı Kilisesi, Dört Kilise, Köprülü Kilisesi, Bulanık Kilisesi, İbrikli Kilisesi, Porta Manastırı, Salihbey Camii, Demirkent Camii, Dikyamaç Camii, taş köprüler bulunmaktadır.

Rize: Karadenizin en güzel illerinden olan Rize de ;Atatürk Müzesi, Rize Kalesi, Zil Kale, Kale-i Bala (Varoş Kalesi), Ciha Kalesi, Kız Kalesi, Zelzele Kalesi, eski evler, taş köprüler vardır.

Trabzon: Karadenizin kalesi olarak bilinene Trabzon ilimiz de Sumela Manastırı, Ayasofya Müzesi, Atatürk Köşkü, Gülbahar Hatun Camii ve Türbesi, Fatih Ortahisar Camii, Yenicuma Camii, Tarbzon surları, Cephanelik, Kızlar Manastırı, Kaymaklı Manastırı, Vazelon Manastırı, Kuştul Manastırı, Küçük Ayvasıl Kilisesi, Molla Nakip Camii, Kudrettin Camii,İskenderpaşa Camii, Semerciler Camii, İçkale Camii, Bedesten, Vakıfhan, Taşhan, eski evler, hamamlar bulunmaktadır.

Bayburt: Bayburt Kalesi, Ulu Cami, Gökçedere Camii, Sünür Kutlu Bey Camii, Çatalçeşme Camii, Zahit Efendi Camii, Şehit Osman Türbeleri, saat kulesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri

Giresun: Giresun Kalesi, Andoz Kalesi, Tirebolu Kalesi, Kaladere Köyü Kalesi, Şebin karahisar Kalesi, Topal Osman ve Manzara Tepesi, Seyit Vakkas Türbesi, Şeyh Kemalettin Camii, Giresun Müzesi, Şebinkarahisar, Berhan Paşa Camii, Taş Mescit Kurşunlu Cami, Fatih Camii, Meryemana Manastırı, Licese Kilisesi, Asarcık Kilisesi, Kamisli Kilisesi.

Gümüşhane: Canca Kalesi, Akçakale, Kov Kalesi, Keçi Kalesi, Edirne (Dörtkonak) Kalesi, Kodil Kalesi, Torul Kalesi, Sadak Kalesi, Gümüştuğ Kalesi, Eski Gümüşhane ve Süleymaniye Camii, Santa Kiliseler Grubu, Satala (Sadak) Yerleşimi, eski evler, Parvezi Şapeli, Pir Ahmet Türbesi, Hatura Hagios Gergorgios Manastır Kilisesi, Olucak “İmera” Manastırı, Çakırkaya (Kelür) Kilisesi, taş köprüler bulunmaktadır.

Ordu: Paşaoğlu Konağı, Eski Pazar Camii, Bozukkale, Delik kaya kaya mezarları, Kurul Kayası Yerleşmesi, Eski Cezaevi (Kilise), Kevgürk Kalesi, Bolaman Kalesi, Jasonum-Yason, Ünye ve Ünye Kalesi, Çifte Hamam, Eski Hamam, Saray Hamamı, Cangırt Kaya Kalesi, Bizans Kalesi, Gençağa Kalesi, Hoyrat Kalesi, Melotis Kalesi, Kale Köyün Kalesi

Tokat: Tokat Kalesi, Zile Kalesi, Atatürk Evi, Tokat Müzesi (Gök Medrese), Yağıbasan Medreseleri, Niksar Kale Kilisesi, Tama Torgus Kilisesi, Erbaa Kilise kalıntısı, Sulu Han, Paşa Han, Taşhan, Deveci Han, Mahperi Hatun Kervansarayı, Tahtoba Kervansarayı, Çamlıbel Kervansarayı, Mevlevihane, Niksar Taş Mektep, Sıkdişini Helası, Niksar Kale Hapishanesi, Erenler Kümbeti, Bedesten ve Arasta, Maşat Höyük, Horoztepe, Sebastopolis Antik Kenti, Artova Yeraltı Yerleşimi, Ali   Paşa Camii, Behzat Camii, Takyeciler Camii, Garipler Camii, Sentimur Türbesi, Sümbül Baba Türbesi, Ali Tusi Türbesi, Pervane Hamamı, Ali Paşa Hamamı, Paşa Hamamı, Yeşilırmak Köprüsü, saat kulesi, Sulu Sokak, Halit Sokağı, Bey Sokağı ve Tokat evleri

Amasya: Amasya Müzesi, Milli Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi, Hazeranlar Konağı (Etnoğrafya Müzesi), Amasya Kalesi, Şehzadeler Müzesi, Alpaslan Müzesi, Camii, Şirvanlı Azeriler Camii, Fethiye Camii, Haliliye Medresesi, Abide Hatun Camii,

Sinop: Sinop Kalesi, Sinop Müzesi ve Serapis Mabedi, Alaaddin Camii, Süleyman Pervane Medresesi, Boyabat Kalesi, Cezaevi, Paşa Tabyaları, kaya mezarları, Balatlar Kilisesi, Seyit Bilal Türbesi, Saray Camii, Şehitler Çeşmesi, Durakhan Kervansarayı, İsmail Bey Camii

Çorum: Çorum Müzesi, Alacahöyük Müzesi, Boğazköy Müzesi, Hattuşa, Boğazkale, Yazılıkaya Tapınağı, Alacahöyük, Ortaköy-Şapinuva, LaçinKapılıkaya Anıtsal Kaya Mezarı, İskilip Kaya Mezarı, İskilip Kalesi, Osmancık Kandiber Kalesi, Çorum Saat Kulesi, Sungurlu Saat Kulesi, Hacı Hamza Kalesi, Redif Kışlası, Ulucami, Han Camii, Kastamonu: Mahmut Bey Camii, Nasrullah Camii, İsmail Bey Camii, Atabey Camii, Eligüzel Camii, Halil Bey Camii, Yakup Ağa Camii, Kastamonu Kalesi, saat kulesi, eski evler

Bartın: Amasra Kalesi, Fatih Camii, Bedesten, Kuşkayası Yol Anıtı, Aya Nikolas Kilisesi, Taşhan, Hisarkale Mahzeni, eski evler

Zonguldak: Ereğli Müzesi, Halilpaşa Konağı

Karabük: Safranbolu evleri, Kaymakamlar Konağı, Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Hidayetullah Camii, Kazdağlıoğlu Camii, Küre-i Hadid Camii, Cinci Hanı, eski Hükümet Konağı, su kemeri, tümülüsler, kaya mezarları, Hadrianapolis Kenti

Bolu: Asar Kale, Keçi Kalesi, Yıldırım Beyazıt Camii (Büyük Cami), Ilıca Camii, Yıldırım Camii, Kanuni Camii, Seben kaya evleri, eski evler

Düzce: Konuralp Antik Kenti, Şeyh AliyyülMüslihiddin, Çoban Dede ve Yabalı Hazan Dede Türbeleri.

Bu derece zengin tarihi mirasa sahip olan Karadeniz Bölgesi kültürel turizm olarak gelişmeye ve değerlendirilmeye açık bir konumdadır.

            Karadeniz Bölgesinde Alternatif Turizm Gelişiminin Değerlendirilmesi

Ülkemizde turizm gelirlerinden en büyük payı deniz-kum-güneş turizminin hakim olduğu Akdeniz ve Ege bölgeleri almaktadır. Karadeniz Bölgesine baktığımızda bu bölgelere nazaran daha düşük bir paya sahip olmaktadır. Bu nedenle Karadeniz Bölgesinde bu gelirden fazla pay alması ve bölgede turizm hareketliliğini canlandırmak için alternatif turizm türlerine odaklanılması gerekmektedir. Bunun sonucunda Karadeniz Bölgesinin turizm hareketlilik süresinin uzaması ve süreklilik kavramına bağdaşması sağlanacaktır.

Doğa ve Kültür turizmi Karadeniz Bölgesi için son derece önemli alternatif turizm çeşididir. Tahrip olmamış eşsiz doğal güzellikleriyle akan dereler ve yemyeşil doğasıyla turistler için görülmeye değer bir doğa harikası olarak bilinmektedir.

Son yıllarda özellikle yabancı turistler arasında Arap turistlerin yoğun bir şekilde ziyaret ettiği hatta bölgelerden ya da yaylalardan kendilerine yer tahsis ettiği bilinmektedir. Bu derece tabii güzelliğe sahip olan bölgenin turizminin canlandırılması ve geliştirilmesi gerekmektedir.

Bunun yanında bilindiği gibi Karadeniz Bölgesi birçok medeniyetin izini, kültürünü ve eserlerini bırakmış olduğu bir bölgedir. Birçok koloni devletinin hüküm sürmüş olması ve ipek yolu üzerinde bulunması bölge için artı bir çekici özellik durumundadır. Farklı dönemlere ait birçok kalıntıyı ve eseri içinde barındıran bölge kültür ve inanç turizmi için bir alternatif durumundadır.

Karadeniz Bölgesin de kısıtlı durumda olan kıyı turizm imkânları Karadeniz Sahil Yolu projesiyle daha da çok kısıtlı duruma gelmiştir. Bu nedenle bölge için diğer destinasyonlara ihtiyaç duyulmuştur ve gelişmeye açık olan bölge birçok alternatifi içerisinde barındırır. Bunlardan bir diğeri ise festivaller ve yayla şenlikleridir. Bunu yanında Karadeniz müziği, elsanatları, folkloru ve büyük zenginliğe sahip mutfağıyla kültür turizminin gelişmesi için önemli katkılara sahiptir.

Karadeniz Bölgesinin coğrafi şekilleri ve yapısı göz önünde bulundurulduğunda engebeli ve iç kısımlara ulaşım geçitlerle sağlanmaktadır. Bu durum beraberinde ulaşım problemini ortaya çıkarmaktadır. Karadeniz sahil yolu projesiyle bir nebze ulaşımdaki sorunlar çözülmeye başlanmış ve yeni hava yolu projeleriyle Karadeniz Bölgesinin en büyük sıkıntılarından biri olan ulaşım sıkıntısı çözülmeye çalışılmıştır.

Bölgenin turizm harekeliliğine fayda sağlayacak diğer bir adım ise uluslararası platformlarda bölgenin tanıtımını sağlayacak fuarlar, reklam ve tanıtım aktiviteleri yapılmalıdır.

Ayrıca hem bölge halkına farklı bilgilendirmeler yaparak turizm faaliyetinin kendileri için büyük getiriler kazandıracağı bilincini aşılamaktır.

Son yıllara baktığımızda yerli turist kültür turlarında bölge son derece önemli bir yol kat etmiştir. Ancak bu turların yalnızca belli noktalara yapılması bölgedeki diğer iller için olumsuz bir durum teşkil etmektedir. Bundan dolayı bölgenin her köşesinde var olan kültürel ve doğal mirasların turizm faaliyetinden yararlanması gerekmektedir. Bu sebeple yalnızca belirli noktalara değil bölgenin bütününü kapsayan bir tur çizelgesi hazırlanmalıdır. Bunun en önemli öncüleri seyahat acenteleridir.

Sonuç olarak Karadeniz Bölgesi alternatif turizm olanaklarının gün ışığına çıkararak bunları turizm faaliyeti içerisine dahil etmek zorundayız. Çünkü doğal ve kültürel zenginliğe sahip olan bölgeyi sadece bir ya da birkaç turizm faaliyetiyle değil bölgenin hakim olduğu ve geliştirilebilir turizm çeşitleriyle bir tutulmalıdır.

Karadeniz imajı yaratılarak yoğun bir şekilde tanıtılmalıdır. Bu sebepten dolayı Karadeniz Bölgesinin bütününü kapsayan bir turizm destinasyonu hazırlanmalıdır ve ürünlerin yeni bir yaklaşımla pazarlanarak turizme kazandırılması sağlanmalıdır.